İçerisinde bulunduğumuz günlerde siyaset toz duman.

Nerede ise her sabah muhalefete mensup bir belediyeye yapılan operasyon ile uyanmadığımız bir gün yok gibi.

2108 yılında hayatımıza giren Cumhurbaşkanlığı hükümet dolayısı ile ülkeye istikrar geleceği söylenmişti.

Ancak gelinen noktada karşı karşıya kaldığımız durum ortada.

İktidar işerin iyi gittiği noktasında hem fikir.

Muhalefet ise var olan sorunların ortadan kalkması adına bir an önce seçim sandığının gelmesini talep ediyor.

Böyle bir tablo içerisinde siyasi partiler arasına da gidiş gelişler yaşanıyor.

Nerede ise her gün bir siyasi parti kuruluyor.

Partilerin kurucularının birinci niyeti iktidar olmak değil.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi çerçevesinde lazım olan yüzde birlik hatta daha az oy oranına sahip olarak en kuvvetli partiden siyasi taleplerde bulunmak.

Birbirine benzeyen siyasi parti çok.

Kabul etmek gerekiyor ki çok uzun yıllardır sol cenahta siyaset yapan CHP kendisinden başka bir siyasi oluşuma (siyaseten) izin vermiyor.

Daha doğrusu kendisini solda gören seçmen başka bir siyasi oluşuma izin vermiyor.

Şu sıralar kurulan ve seçime katılma hakkı kazanmaya çalışan siyasi partiler sağ cenahta.

Kendilerini Milliyetçi olarak tanımlayan partiler var.

Muhafazakar olarak bilinmek isteyen partiler kuruluyor.

Kurulan söz konusu siyasi partilerin genel başkanları daha önce var olan bir siyasi partide milletvekili yada genel başkan yardımcılığı yapmış siyasetçiler.

Bunların bir kısmı da kamuoyu tarafından bilinen tanınan isimlerden oluşuyor.

Kendilerini lider olarak gören siyasetçilerin ne kadar başarılı olup olmayacaklarının ölçüsü bilindiği gibi seçimlerdir.

Bunda bir ölçü yok.

Yani yapılacak olan bir seçimde en büyük siyasi partinin şemsiyesi altında yer almak isteyen söz konusu partilere ne verileceği hangi oranda temsil sayısının verileceği ancak o partinin gücü ile orantılı.

Kurulan partilerin gücünün ne kadar olduğu ile ilgili fikir verebilecek ölçü bir noktada kamuoyu anketleri.

Şu sıralar söz konusu anketler havada uçuşuyor.

Dün kurulan ve Türkiye’nin pek çok yerleşim merkezinde il-ilçe-belde başkanlıkları bile bulunmayan partiler yüksek oranı ile gösteriliyor.

Birden fazla kamuoyu araştırma şirketinin belli zamanlarda yaptığı araştırmalar bir süre sonra akıllara kazınıyor.

Bununla birlikte birde belli bir süre bir siyasi partide görev yapan bir siyasetçinin saatler içerisinde başka bir siyasi partiye katıldığını görüyoruz.

İlk zamanlar bu katılımlar tepki çekiyordu.

Ancak siyasette var olan aşınma dolayısı ile söz konusu bu katılımlar nerede ise kanıksanmış durumda.

Bir partiden başka bir siyasi partiye katılan birisi kafa karışıklığı yaşamıyor mu?

Elbette ki yaşıyor.

Ancak siyaseten istediği noktaya gelemeyen birisi için kafa karışıklığının da bir işe yaramadığı görülüyor.

Benden sonra tufan” anlayışı var olan tüm değerleri yerle bir ediyor.

Anlatmaya çalıştığımız kafa karışıklığı daha uzun bir süre devam edecek.

Ne zamana kadar?

Bize göre,

Türkiye tekrar güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçinceye kadar.