Herkes için zor zamanlar

Ülke sınırları içerisinde yaşayanlar için vazgeçilmez tek unsur bilindiği gibi siyaset.

Kişinin kendisinin ve kendisinden sonra gelen yakınlarının rahat bir hayat sürmesi adına önce siyasete girmek girdikten sonra da iktidara bulunan partilerin birisinin bünyesinde bulunmak gibi bir mecburiyet var.

Siyasetçinin birinci önceliği seçilmek.

Ondan sonra bir daha seçilmek

Sonra bir daha

Ondan sonra bir kez daha.

-Bir kere muhtarlığı kazanan birisi ömrünün sonuna kadar sürekli seçilmenin mücadelesini veriyor.

-Milletvekilleri olabilecek kadar uzun bir zaman dilimi boyunca TBMM’de olmanın

-Belediye başkanları da “artık ben yoruldum benden bu kadar” ifadesini kullanıncaya kadar koltukta kalmanın mücadelesini veriyorlar.

Hoş bu yaşımıza geldik birkaç küçük istisna hariç “Ben yoruldum artık bırakıyorum” diyene de denk gelmedik.

Türkiye 2023 yılının Mayıs ayında Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimi yaptı.

Sonra 31 mart 2024 tarihinde yerel seçimler.

Zaman su gibi hatta sudan daha hızlı bir şekilde geçiyor.

İktidarda bulunan siyasi partiler yapılacak olan seçimde mevcut koltuklarını bir kez daha kazanmanın yollarını arıyor.

Muhalefete mensup siyasi partilerde iktidar olmak istiyor.

Siyasi partiler arasındaki transferler her zamankinden daha fazla.

Özellikle İktidar partisine olan geçişler hepimizi hayretler içerisinde bırakıyor.

Artık özellikle muhalefete mensup belediye başkanlığı için aday olmanın olduktan sonrada seçilmenin de bir anlamı kalmadı.

Zira başta CHP olmak üzere diğer partilerden seçilen belediye başkanlarının büyük bir bölümü cezaevinde.

Cezaevinde olmak isteyen başkanlarda iktidar partisi yolunda.

Bir kısım belediye başkanları cezaevinde olmasa da koltukları elinden alınmış ve yerlerine “Kayyım” atanmış vaziyette.

Bu siyaset anlayışının daha nerelere kadar gideceği gittikten sonra da nerede duracağını bilen yok.

Demokrasi ile yönetilen bir ülkede göreve gelmenin de geldikten sonra görevden gitmenin de seçmenin elinde olması gerekiyor.

Ancak şu sıralar bu iş mahkemeler tarafından yapılıyor.

Seçmen ise oy verdiği belediye başkanlarının , milletvekillerinin seçildikten sonra bir başka partiye geçmesini şaşkınlık içerisinde seyrediyor.

Seyretmekten başka çaresi yok.

Temennimiz demokratik kuralların yeniden hayatımıza girmesi.

Partilerin kaderinin sadece ve sadece seçmenin elinde olması.

Onun dışındaki tüm yollar bizi çıkmaza ve kargaşaya götürüyor.

Lütfen hepimiz için biraz sağduyu.