Günümüzde toplumun büyük bir kesimi "kronik uykusuzluk" kriziyle karşı karşıya. Yapılan son araştırmalar, yetersiz uykunun sadece ertesi günkü performansı düşürmediğini, aynı zamanda biyolojik yaşlanmayı hızlandırarak ömrü kısalttığını ortaya koyuyor. Kalp damar hastalıklarından Alzheimer’a, obeziteden bağışıklık sistemi çökmelerine kadar pek çok kronik hastalığın temelinde "uykusuzluk" yatıyor. Modern insan, ışık kirliliği ve dijital stres altında biyolojik ritmini kaybederken, toplumda "uyuyamamak" bir norm haline gelmeye başladı. Ancak bilim dünyası uyarıyor: Uykusuz geçen her gece, hücresel onarımın durması ve yaşam süresinden çalınması anlamına geliyor.
Dr. Mehmet Portakal: "Uyku, Hücresel Bir Tamir Mekanizmasıdır"
Fonksiyonel Tıp alanında önemli çalışmalar yürüten Longevity ve Fizik Tedavi Uzmanı Dr. Mehmet Portakal, konuya dair çarpıcı bir perspektif sundu: "Pek çok hasta uykusuzluğu sadece bir 'dinlenememe' sorunu sanıyor. Oysa biz fonksiyonel tıpta uykuyu, vücudun kendini resetlediği, toksinleri temizlediği ve hormonlarını dengelediği en kritik tedavi süreci olarak görürüz. İlaçla uyumak, beyni uyuşturmaktır; gerçek bir tamir süreci değildir. Hedefimiz, kişiyi uyku haplarına mahkum etmek değil, vücudun kendi içsel dengesini yeniden devreye sokarak 'ilaçsız ve kesintisiz' bir uykuyu mümkün kılmaktır."
Dr. Portakal’a göre, kronik uykusuzluğun altında yatan; bağırsak sağlığı, magnezyum eksikliği, kortizol dengesizliği veya gizli inflamasyon gibi kök nedenler bulunmadan atılan her adım geçici bir çözümden öteye gidemiyor.
Bütüncül Çözümlerle İlaçsız Uyku Bir Hayal Değil
Dr. Mehmet Portakal, uykusuzluğu sadece bir semptom olarak değil, vücudun bir "yardım çığlığı" olarak el almak gerektiğinin altını çizdi: “Kişiye özel yaşam tarzı tıbbı yaklaşımıyla uygulanan somut çözümler, hastaların yaşam kalitesini kökten değiştiriyor. Aşağıdaki 4 yöntem ile uykusuzluğa geçici değil kalıcı bir çözüm sağlamak mümkün.
Kök Neden Analizi: Ayrıntılı kan tahlilleri ve biyokimyasal değerlendirmelerle uyku kalitesini bozan hormonal ve mineral eksiklikleri tespit ediliyor.
IV (Damar Yolu) Terapileri: Uyku hormonu melatonin sentezini destekleyen magnezyum, amino asit ve özel vitamin kombinasyonları ile vücut hücresel düzeyde sakinleştiriliyor.
Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Entegrasyonu: Akupunktur, Ozon Terapi ve özel frekans terapileri ile sinir sistemi regüle edilerek vücudun "savaş ya da kaç" modundan "dinlen ve onar" moduna geçmesi sağlanıyor.
Biyofeedback ve Beslenme Protokolleri: Uyku-bağırsak aksını düzelten, sirkadiyen ritme uygun kişiselleştirilmiş beslenme planları ile sürdürülebilir başarı hedefleniyor.
Bütüncül yaklaşım, hastaları sadece uyutmayı değil, sabahları dinç uyanan ve biyolojik saatiyle barışık bireyler haline getirmeyi amaçlıyor.”